4 Mart 1341 (1925) tarihinde İçtima: 69, Celse:1, Reis Kâzım Paşa
Takriri Sükûn Kanunu Görüşmeleri;
“Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celile’sine;
Ahval (durum) ve hadisatı fevkalâdei ahirenin (geçmiş olağanüstü olayların) gösterdiği lüzum ve memleket dâhilinde emniyet ve asayişi huzur ve sükûnu ve nizamı içtimaiyi (sosyal düzeni) ihlâl edecek (bozacak) irticakarâne (gerici) ve ihtilâlkarâne (ihtilalci) harekât ve teşebbüsata (kalkışmaya, yeltenmeye) ve ifsadata (fesat yaratmaya) karşı, icap eden tedabiri ittihaz (gereken tedbirleri almak) ile Türkiye Cumhuriyetinin nüfuz (saygınlık) ve kudretini (gücünü) takviye ve inkılâbın esasatını tarsin (devrimlerin esaslarını güçlendirme) ve masum halkı ızrar ve idlal eden (zarara sokan ve azdıran) mütecasirlerin (cüretkâların) süratle takip ve tenkili (cezalandırılması) maksadıyla İcra Vekilleri Heyetinin (hükümetin) 4 Mart 1341 tarihli içtimaında (toplantısında) karara iktiran eden (dayandırılan) işbu lâyihanın (tasarının) iktisabı kanuniyeti (yasalaşması, kanuna dönüşmesi) için Meclisi Âli’nin nazarı tasvip (uygun görmesi) ve tasdikine (onaylaması) arzına müsaade buyurulmasını rica ederim. 4 Mart 1341
Başvekil İsmet”
Madde 1. İrtica (gericilik) ve isyana ve memleketin nizamı içtimaisini (sosyal düzenini) ve huzur ve sükûnunu ve emniyet ve asayişini ihlâle bais (bozmaya yönelik) bilumum (bütün) teşkilât ve tahrikât (tahrikler) ve teşvikat (teşvikler) ve teşebbüsât (teşebbüsler, girişimler) ve neşriyatı (yayınları) Hükümet, Reisicumhurun tasdiki (onayı) ile resen (doğrudan doğruya, danışmadan) ve idareten (idari olarak) men’e (yasaklamaya) mezundur (izinlidir). İşbu ef’al erbabını (bu işleri yapanları) Hükümet İstiklâl Mahkemesine tevdi edebilir (gönderebilir).
Madde 2. İşbu kanun tarihi neşrinden (yayınlanmasından) itibaren iki sene müddetle (süreyle) meriyül icradır (yürürlüktedir).
Madde 3. İşbu kanunun tatbikine (uygulanmasında) İcra Vekilleri Heyeti (hükümet) memurdur.”
Zeki Bey (Gümüşhane); “Arkadaşlar! Usule (yönteme) dair söz istemekten maksadım (amacım) şudur: Bu kanunun mahiyeti asliyesiyle (asıl içeriği ile) elimizde bulunan Teşkilâtı Esasiye Kanunu’nun mahiyeti asliyesi (içeriği) arasında büyük bir tezat (zıtlık) vardır… Teşkilâtı Esasiye Kanunu’nun 26’ncı maddesi pek sarihtir (çok açıktır). İdam hükümlerinin infazı (yerine getirilmesi) gibi vezaifi (görevleri) bizzat Meclisi Âli icra eder (yerine getirir). Binaenaleyh bu madde ile şimdi teklif olunan mevat (maddeler) bir birine zıttır. Bendeniz usule dair bunu arz ediyorum. İlk evvel Teşkilâtı Esasiye Kanununun bu maddesi değişir, ondan sonra bu kanunun müzakeresine (görüşülmesine) başlayabiliriz.” …
Feridun Fikri Bey (Devamla); “ … Efendiler! Kavanini mutelifinin (alışılmış olan kanunların) tetkiki (araştırılması), tamik (derinlemesine inceleme) ve tetebbuu (derinlemesine araştırma) lâzımdı. Çünkü bu kanunun ihtiva ettiği (içerdiği) hüküm, cidden vahim bir mahiyeti haizdir (içeriğe sahiptir). Arkadaşlar! Teşkilâtı Esasiye Kanunumuzun Hukuku Amme (kamu hukuku) faslının (bölümünün) yetmişinci masuniyeti şahsiye (kişi dokunulmazlığı) maddesinden şu fırkayı okuyorum:
“Madde 70. — Şahsî masuniyet (kişisel dokunulmazlık), vicdan, tefekkür (düşünce), kelâm (konuşma), neşir (yayın), seyahat, akit (sözleşmek), sayüamel (çalışmak), temellük (mülk edinmek) ve tasarruf, içtima (toplanma), cemiyet (dernek), şirket hak ve hürriyetleri Türklerin tabiî hukukundandır.” (Hiç şüphe yok sesleri).
“Muhterem arkadaşlar! Heyeti Celile’nize teklif edilen lâyihai kanuniye (kanun teklifi) ile bu hukuk, doğrudan doğruya hükümetin hakkı takdirine, hükümetin yedi idaresine (idarenin eline), hükümetin takdir ve murakabesine (denetimine) tamamıyla ve onun idaresine tevdi ediliyor (veriliyor). (Asiler için sesleri). Müsaade buyurunuz efendiler, filhakika irtica (nitekim gericilik), isyan, bunlar menfur (nefret edilecek) şeylerdir. Memlekette bunların, kavanin (yasalar) dairesinde, esasâtı adliye (adliyelerin esasları) dairesinde ve kavanini mevcude usulü (mevcut kanunlar usulü) üzere imha edilmesi lâzım gelir.”
Feridun Fikri Bey (Devamla); “Medeni, muasır (çağdaş), müteceddid (yenilikçi) bir heyeti içtimâiyede (sosyal heyette) tefriki vazaif esası (iş bölümü, görev bölümü esasları) vardır. Hükümetin hukuku muayyendir (belirlidir, sınırlıdır). Hükümet, istediği zamanda müphem (belirsiz) birtakım tabirlerle her hangi bir mefhumu (kavramı), irtica (gericilik) ithal edemez mi? Herhangi bir mefhumu, isyan manasına ithal edemez mi?” (Soldan hayır edemez sesleri) Sf.133
Feridun Fikri Bey (Dersim); “Bütün faaliyetler (eylemler) bu kanunun dairesi dâhiline ithal edilecek (içerisine sokulacak) olursa, o zaman memlekette Teşkilâtı Esasiye Kanunu’nun (anayasanın) hukuku amme (kamu hukuku) faslında vatandaşlara temin edilen faaliyet, hürriyet nerede kalır? Efendiler! Cumhuriyet ve hâkimiyeti milliye (milletin egemenliği) idaresinden maksat, bütün evlâdı vatanın 8vatan çocuklarının) emniyet ve huzurudur. Hükümetin bu gibi hususatta hakkı takdirini istimal etmesi (takdir hakkını kullanması) demek, herkesin ferdasından (geleceğinden) emin olmaması demektir. (Sağ taraftan alkışlar) (Soldan ayak patırtıları). Müsaade buyurunuz. Heyeti Celile’niz, mabedi hürriyettir. (Yüce topluluğunuz hürriyetin mabedidir). Heyeti Celile’niz bu mübarek vatanin sinesinde hâkimiyeti milliye kaidesini (kurallarını) yaşatan en büyük mabedi muallâdır (yüce mabettir). Bırakınız böyle bir kanun huzurunda maruzatımı kemali serbesti (tam bir serbestlik) ile ifade edeyim.” Sf.133
Feridun Fikri Bey (Dersim Devam Ediyor); “Dünyada huzur ve sükûn (sessizlik) tabiri (deyimi) kadar hududu geniş bir tabir yoktur. Nereden başlayıp nerede bittiği malûm olmayan başka bir mefhum (kavram) var mıdır? Huzur ve sükûn Efendiler, buna ne girmez? Açın bütün dünyadaki hükümet tarihini, açın tarihi siyasiyi, dünyada bütün hükümatı keyfiye (keyfi hükümetler) olanca icraatını, olanca yanlış harekâtını huzur ve sükûn kapısından, kaidesinden içeriye sokmuşlardır.”
Tunalı Hilmi Bey (Zonguldak); “Sen de uslu otur çocuğum!”
Feridun Fikri Bey (Dersim); “Binaenaleyh bu kanunun bu ibaratını (ibarelerini), Teşkilâtı Esasiye Kanunu’nun Hukuku Amme (kamu hukuku) faslında vatandaşlara bahşolunan (bağışlanmış olan) hukuku âliyesini (yüce haklarını), azamî surette (büyük biçimde) takyit eder mahiyette (sınırlayan içerikte) görmekteyim ve Cumhuriyetin, hâkimiyeti milliyenin (milli egemenliğin) ruhuna tamamen muhalif görüyorum. (Sağdan alkışlar).”
Feridun Fikri Bey (Dersim); “Emniyet kelimesi de var. Dünyada emniyet kelimesini, bir hükümetin bir icra makinesinin eline tevdi ederek (vererek) bunun arkasından faaliyeti beşeriyeyi (insani eylemleri, işleri), teşkilât, tahrikât, teşvikat, teşevvüşat (karıştırmak) ve neşriyat (yayın) diye tehdit etmek doğru değildir. Efendiler! İnsanların zihninden geçen fikri bile bunun şümulüne ithal etmeye (kapsamasına sokmaya) imkân vardır…
Kâzım Karabekir Paşa (İstanbul); “Muhterem arkadaşlar! Evvelce bu kürsüden söylediğim veçhile (şekilde) hadisei isyan zuhur eden mıntıkada (isyan olayının ortaya çıktığı yerlerde) hükümetimizin her türlü kanunî icraatına taraftarız ve bunu bir daha tekrar ediyorum. Fakat bu muayyen (belirli) hadise karşısında milletin hukuku tabiiyesini (tabii haklarını) tazyike matuf (baskıya yönelik) olacak icraata katiyen taraftar değiliz…. Bu kanunu kabul etmek, Cumhuriyet tarihi için bir şeref değildir. Sf.134 İstiklâl Mahkemelerine gelince: İstiklâl Mahkemeleri, isminin medlulü veçhile (isminin şahitlik ettiği üzere), istiklâl harplerimiz esnasında yapılmış ve yapılması lâzım gelen bir mahkeme idi. Binaenaleyh bunların tarihe karıştırılması da Meclisi Âliniz için tarihî bir şereftir. İsmet Paşa Hazretleri eğer İstiklâl Mahkemelerini ıslahat (iyileştirme) âleti zannediyorlarsa pek ziyade yanılıyorlar.”
Rauf Bey (İstanbul); “Cumhuriyet idaremizin, Genç vilâyetinde zuhur eden ve milleti amali fasidelerine (fesatçı emellerine) sürüklemek isteyen birtakım mütegallibeler (zorbalar) tarafından ika olunan (yapılan) hadisei isyan dolayısıyla yıkılacağına ihtimal vermek, zaafı kalpten (kalp zayıflılığından) başka hiçbir şey değildir. (Sağdan bravo sesleri.) Efendiler! Türkiye halkı içerisinde şuuru olan, namusu olan, kalbinde vatan muhabbeti olan hiçbir fert bu melanete (lânetli işe) karşı göz yumamaz ve bir saniye bile tahammül edemez (dayanamaz). Bunun için efendiler! Genç isyanıyla Cumhuriyetimizin tehlikede olduğunu bendeniz kabulde mazurum (kabul etmekte zorlanıyorum). Sf.135 Fakat efkârı milleti (milletin fikrini) endişenâk edecek (kaygılandıracak) ve huzur ve sükûn tesis edelim derken ve sükûnu ihlâl edecek (zarar verecek) şekilde bir madde tedvin etmeyelim (derlemeyelim). İstirhamım bundan ibarettir.”
Halis Turgut Bey (Sivas); “… Efendiler! Vaka böyle iken ve muayyen mahalle münhasır iken (belli yerde meydana gelmiş iken) yangını orada o şekilde itfa etmeyerek (söndürmeyerek), vatanın diğer aksamında şöyle olur, belki böyle olur demek doğru bir şey değildir. Türk milletinden şüphe olunamaz. Efendiler! Hâkimiyet onun hakkıdır… Efendiler! Kanunda diğer bir madde vardır, ikinci maddesinde diyor ki: Bu kanun iki sene devam edecektir. Hilmi Beyefendiden soruyorum; bu hadise daha iki sene mi yaşayacak?
Müdafaai Milliye Vekili Recep Bey (Devamla) “Türkiye’de devlet nüfuzunu (saygınlığını) tahrip eden ve bu en yüksek mevki müessirine kendi zulmü şerri, zulüm isnadı, teçhiz ve terhibi (zulüm yapıyor demek ve bununla göz korkutmak) sayesinde çıkan bu İstanbul matbuatı (basını), öyle bir manzara ihdas etmiştir ki (yaratmıştır ki), arkadaşlar, Türkiye’de devlet yoktur, hükümet yoktur, hiçbir hükümete kavi mesnet addedilebilecek (kuvvetli bir dayanak sayılabilecek) bir Meclis yoktur. .Bunların hepsi âdi, sefih, midelerinden, menafii zatiyelerinden (kişisel menfaatlerinden) maada (başka) hiçbir şey düşünmeyen bir güruhu lâyüflihundan (iflah olmayan güruhtan) ibarettir…”
Kılıç Ali Bey (Gaziantep); “Allah razı olsun senden.”
Recep Bey (Devamla); “Bugünkü kanunun teklifine sebep olan müessirat (üzücü işler) arasında telâkkii acizâneme (zavallı algılamama) göre masuniyeti şahsiye (kişisel dokunulmazlık) namı altında tanınmış ve devlet müessesesini meflûç (felç) ve muattal (hareketsiz) bırakan ve hatta bir caninin koluna zabıtanın elini sürdüremeyecek kanun da vardır. Bir taraftan da inkılâp ve vatan düşmanları çalışmışlardır. Sf.139… Efendiler! Takip edilmek istenilen ve demin arz ettiğim yılanlar ve zehirli yuvalardır. Mülevves (kirli) noktalar ve köşelerdir. O köşeleri kanunun kudret ve kuvveti ile dezenfekte ve tathir (temizleme) salâhiyeti (yetkisi) olmaksızın bu memleketin idaresini bizim hükümetimiz deruhte etmek (üstlenmek) mevkiinde (yerinde, makamında) değildir.”
Adlîye Vekili Mahmut Esat Bey (Devamla); “Efendiler! Hükümet hapsetmiyor ve lütfetmiyor, mücrime (suçluya) mahkemenin kapısını gösteriyor, en medenî en mütemeddin (gelişmiş) memleketlerde dahi bundan başka ne yapılabilir efendiler? Koca bir vatanın şark (doğu) kısmı baştanbaşa irtica (gericilik) ateşi içinde yanarken Feridun Fikri Bey’e soruyorum: Asilerin karşılarına anarşizm hürriyetiyle mi çıkacağız ve böyle çıkmağa hakkımız var mıdır Feridun Fikri Bey?
Feridun Fikrî Bey (Dersim); “Kanunlar vardır, üç gün evvel siz kâfi görüyordunuz.”
Mahmut Esat Bey (Devamla); “Burada teklif ettiğimiz kanunun mahiyeti umumiyesi (genel içeriği) itibariyle soruyorum, vicdanlarınıza hitap ederek soruyorum, kavanini hazıradan (mevcut kanunlardan), demokrasi prensiplerinden, Teşkilâtı Esasiye’nin (anayasanın) hangi noktasından dışarı çıkılmıştır?”
Feridun Fikri Bey (Dersim); “Tamamen, tamamen.”
Mahmut Esat Bey (Devamla); “Teşkilâtı Esasiye’nin saydığı hürriyetler mutlak mıdır, yoksa kanunlarla mı mukayyettir (sınırlıdır)? Hürriyeti matbuat (basın hürriyeti) vardır, fakat mutlak mıdır, Matbuat Kanunu yok mudur? Cemiyeti siyasiye (siyasi dernekler) vardır, bunların kanunları yok mudur?”
Feridun Fikrî Bey (Dersim); “O halde buna ne lüzum vardır? Sf. 143
Feridun Fîkrî Bey (Dersim); “Hangi memlekette böyle bir kanun vardır?”
Hamdullah Suphi Bey (İstanbul); “Hangi memleket senin memleketinin vaziyetindedir?
Feridun Fîkrî Bey (Dersim); “Hangi memlekette böyle bir kanun vardır? …
Rauf Bey (Devamla); “… Fakat arkadaşlar tekrar ediyorum ki, Takriri Sükûn (susturma kararları) Kanunu denilen bu kanunun sükûnsuzluk getireceğinden şüphe ediyorum, endişe ediyorum, (endişe etmeyiniz sesleri) işte maruzatım (söyleyeceklerim) bu noktadandır.” ..
Takriri Sükûn Kanununun Maddeleri Üzerine Sert Görüşmeler Var;
Kâzım Karabekir Paşa (Devamla); “İşte efendiler! Bizim endişemiz böyle elâstikî ve böyle her şeye cezp edilebilir (döndürülebilir) ve istenildiği şekle sokulabilir bir kanunla, hakkı hürriyeti (hürriyet hakkını) tehdit etmemek (sınırlamamak) içindir. Binaenaleyh bu kanunun kabulüyle, matbuat (basın) memleketimizde tamamıyla takyit edilmiş (sınırlandırılmış) olacaktır. (Asla sesleri) İnşallah öyle olur ve muhalefet erkânına (muhalefetin ileri gelenlerine) karşı veyahut her hangi bir yerde siyasî, taazzuvlara (uzuvlara, unsurlara) karşı zan (tahmin) ve vehimlerle (evhamlarla, kuruntularla) birçok icraata kıyam edebilmek (icraata yönelmek) daima muhtemeldir.
Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey (İstanbul); “Merak etmeyiniz.”
Kâzım Karabekir Paşa (Devamla); “Ben şunu arz ederim ki, bilhassa İsmet Paşa Hazretlerine, yirminci asırda zan ve vehimle millet idare edilemez. (Sağdan alkışlar)
Müdafai Milliye Vekili Recep (Kütahya) “… Bu kanunu eline alan hükümetiniz, onu, bu kanunun istimalini istilzam eden (kullanılmasını gerektiren) hedefler eğer matbuat (basın) ise ona, başka bir teşekkül (kuruluş) ise ona, başka bir müessese (kurum) ise ona, başka muzır (zararlı) bir yuva ise ona başka bir vasıta ise ona tevcih edecektir (yönlendirecektir). Hulâsa (kısacası) bunu icap eden hedeflere karşı, icap eden kuvvet ve şiddetle tatbik edeceğiz (uygulayacağız).” (Alkışlar)
“Takriri Sükûn Kanunu;
Madde 1 – İrticaa (gericiliğe) ve isyana ve memleketin nizamı içtimaisini (toplumsal düzenini) ve huzur ve sükûnunu ve emniyet ve asayişini ihlâle bais (zarar vermeye yönelik) bilumum (bütün) teşkilât (örgütler) ve tahrikât (tahrikler) ve teşvikat (teşvikler) ve teşebbüsat (teşebbüsler, kalkışmalar) ve neşriyatı (yayını) Hükümet, Reisicumhurun tasdikiyle (onayı ile), resen (doğrudan, izin almadan) ve idareten men’e (engellemeye) mezundur (izinlidir). İşbu ef’al (fiiller, işler) erbabını Hükümet İstiklâl Mahkemesine tevdi edebilir (gönderebilir).” Sf.145
Kabul Oldu. (122 kabul oyuna karşılık 22 red oyu var.)
Şark’ta ve Ankara’da Birer Tane İstiklâl Mahkemesi Talebi; Sf.149
“Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celile’sine
31 Temmuz 1338 tarihli İstiklâl Mehâkimi Kanunu’nun birinci maddesinin bahşettiği (verdiği, bağışladığı) salâhiyete (yetkiye) binaen (dayanarak) hükümetiniz harekâtı askeriye mıntıkasında (askeri hareket bölgesinde, Kürt bölgesinde) usulü dairesinde (uygun şekilde, usulüne uygun olarak) derhal bir İstiklâl mahkemesinin teşkil (kurulması) ve faaliyete iptidar eylemesini (acele faaliyete geçmesini) tahtı vücupda (gereklilik altında) görmekte ve işbu mahkemece verilecek idam kararlarının dahi aynı kanunun beşinci maddesi mucibince (gereğince) ve vaziyetin (durumun) müstaceliyet ve istisnaiyete binaen (acilliğine ve ayrıcalığına dayanarak) Meclisi Âli’ce tasdik edilmeksizin infazına (onaylanmadan cezaların yerine getirilmesine) müsaade talep eder (izin ister). Bundan başka ahvali fevkalâdeye binaen (olağanüstü duruma dayanarak) ilân olunan seferberliğin milletin ve Cumhuriyetin emniyetini muhil ve irticai (bozguncu ve gerici) propagandaların, teşebbüsat ve harekâtın (girişimler ve hareketler) kavanini mahsusuna (özel kanununa) tebaan (tabi olarak) men’i ve tecziyesi (yasaklanması ve cezalandırılması) esbabının da (sebeplerinin de) serian (hızla) istimali maksadıyla (kullanılması amacıyla) ve aynı tarihli İstiklâl Mahâkimi Kanunu’nun birinci maddesi mucibince (gereğince) idam kararları, Meclisi Âlice tasvip edilmek (onaylanmak) ve merkezi Ankara’da olmak ve dairei kazası (yasal sınırları) harekâtı askeriye mıntıkası haricindeki vilâyata (askeri harekât bölgesi dışındaki vilayetleri) şamil (kapsamış) bulunmak üzere derhal ikinci bir istiklâl mahkemesinin teşkiline müsaade buyurulmasını teklif ve rica ederim efendim.
Başvekil İsmet”
Feridun Fikri Bey (Dersim); “… Binaenaleyh (buna dayanarak) idam kararları icabında (gerektiğinde) İstiklâl Mahkemesi tarafından doğrudan doğruya infaz edilmesi keyfiyeti her ne kadar İstiklâl Mahkemesi Kanunu’nun hatırlayamadığım maddesinde muharrer (yazılı) ise de, bilâhare çıkan bu Teşkilâtı Esasiye Kanunu ile tadil edilmiştir. Sf.149 Efendim! Rica ederim müdahale buyurmayınız. İstiklâl Mahkemeleri hakkındaki kanunda, Meclisi Âli dilerse idam etmek, doğrudan doğruya idam hükümlerini infaz etmek hakkını İstiklâl Mahkemelerine verir diye muharrerdir (yazılıdır).” Sf.150
(İstiklal Mahkemeleri tezkeresine sadece Feridun Fikri Bey karşı çıktı ama sonuç alamadı)
Takriri Sükûn Kanunu’nu Reddedenler; Ankara; Ali Fuat Paşa, Bursa; Necati Bey, Osman Nuri Bey, Dersim; Feridun Fikri Bey, Edirne; Cafer Tayyar Paşa, Ergani; İhsan Bey, Erzincan; Sabit Bey, Erzurum; Halet Bey, Münir Hüsrev Bey, Rüştü Paşa, Eskişehir; Arif Bey, Gümüşhane; Zeki Bey, İstanbul; Hüseyin Rauf Bey, Kâzım Karabekir Paşa, İzmit; Ahmet Şükrü Bey, Karahisarı Sahip; Kâmil Efendi, Karesi; Hulusi Bey, Kastamonu; Halit Bey, Mersin; Besim Bey, Sivas; Halis Turgut Bey, Trabzon Ahmet Muhtar Bey, Rahmi Bey. Sf.156
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 45 (27.02.1925 / 17.03.1925) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre; 2, Sene; 3, İçtima; 69, Celse: 1, – Sf. 133 ile 156 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın