Türko-Mongol tarih geleneği içinde, 1923 ve 1924 yıllarında, Türkiye’de yerleşik Elen kökenli Hıristiyanları çıkarıp Selanik çevresinden Müslümanları ithal etmeyi açıklamak zordur; bizde emsaline rastlamıyoruz. Peki, “neden” ve bir sorudur.
Ermenilerin, Türkiye aleyhine savaşa katılacakları, önemli bir gerekçeydi ve burada kesinlikle böyle bir gerekçe yoktu. Kaldı ki öyle olsa bile, Elenlerin en çok savaşçı olabilecekleri, İstanbul ve Batı Trakya, karşılıklı olarak, mecburi sürgünün dışında bırakılmıştı. Savaşsız ve pasifik yerlerden daha çok çıkarıldılar. Ayrıca sürgün, Türkler ve Elenler arasında formüle edilmemişti; Türkiye tarafından, İsmet Paşa ile Rıza Nur’un imzasını taşıyan antlaşmada, “Müslümanlar” ve “Ortodokslar” ifade ediliyordu. Türklük mü henüz bir kavram olmamıştı, yoksa gelenlerin tarifinde güçlükler mi vardı? Sorular, doğurgandırlar.
Pasifik yerlerden zengin Elenler çıkarılıyordu ve bunu, gelenlere konak ve arazi verebilmeye bağlayabiliriz. Fakat böylesi, bizim hak ve adalet duygusundan tümden yoksun olduğumuz anlamına gelir ki, kabul edemeyiz. Diğer taraftan, Selanik çevresinden neden söküldüler, Atina da çok istiyordu, kabul edemediğimiz adaletsizlik ve haksızlık varsayımı, bunu da açıklayamamaktadır. Öyleyse ve demek ki bir soru var ve cevap bulamıyoruz.
Bedirhan’ın Süryani Katliamı, Ermeni Göçertmesi, Elenlerin Zorunlu Sürgünü ve 6/7 Eylül, bir zincir midir? Sf. 52
Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın