“Kadınları, ne kendi erkeklerinin ne de yabancıların yanında peçe kullanıyor; vücutlarını da örtmüyorlar. Bir gün bir Oğuz’un evinde oturuyorduk. Karısı da yanımızdaydı. Biz konuşurken kadın bir ara vücudunun görünmemesi gereken bir tarafını açıp kaşıdı… Hepimiz gördük. Hemen ellerimizle gözlerimizi kapatıp, “Allah’ım, sen bize günah yazma,” diye yakardık. Kocası güldü, çevirmenimize şunları söyledi: “Sizin önünüzde açılmamızın nedeni, gördüğünüz halde kendinizi tutmayı öğrenesiniz diyedir. Çünkü ulaşamazsınız. Böyle olması, gizli olup da elde edilebilir olmasından daha iyidir.” Zina bu insanlara çok yabancı. Ama birisinin zina işlediğini öğrenirlerse, onu iki parçaya ayırıyorlar. Bunu yapmak için günahkârı iki ağacın dallarına bağlıyorlar, sonra deviriyorlar ağaçları. O adam ikiye bölünüyor.”
İbn Fadlan, bu günahı işleyen kadının da aynı biçimde cezalandırılıp cezalandırılmadığını anlatmıyor. Sf.40, 41
Aynı sayfada, Bulgarların kadın erkek bir arada nehirlerde çıplak yüzdüğünü, Oğuzlar gibi utanmaz olduklarını anlatırken büyük şaşkınlık gösteriyor.
Eşcinselliğe gelince bu davranışın Arap ülkelerinde pek olağan olduğu bilinmektedir. İbn Fadlan, bunun “Türkler arasında çok büyük günah sayıldığını” anlatıyor. Sf. 41
Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar) – Arthur Koestler, Çeviri; Belkıs Dişbudak, (Alfa Yayınları, Nisan 2015 – Sf. 40, 41) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın