Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 23 Nisan 1920 tarihinde yapılan 1. İçtima 1. Celse

    Sinop Mebusu şerif Bey en yaşlı üye olarak ilk Meclis Başkanı oluyor ve açılış konuşmasını yapıyor:

      “…Bütün Müslümanların Halifesi ve Osmanlıların Padişahı Sultan Mehmed Han’ı Sadis (Altıncı Mehmet yani Vahdettin) Hazretlerinin kuyudu cenabiyeden (yabancı kontrolünden) tahlisine (kurtarılmasına) ve ebedi Payitahtı Saltanatı Seniye (ulu, yüce) olan İstanbul’umuz ile işgal altında ve envai (çeşitli) mezalim (zulüm) ve fecâyi (facialar) içinde maddeten ve manen bilainsaf (insafsızca) imha edilmekte bulunan bilcümle (bütün) Vilayatı Mazlumemizin (zulme uğramış vilâyetlerimizin) istihlâsına (halas olmasına, kurtulmasına) muvaffakiyet buyurmasını Cenabı Allahtan niyaz eylerim.”

      Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 01 (23.04.1920 / 19.05.1920) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima;1, Celse1 – Sf. 1, 2) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1995): Mustafa Kemal Paşa’nın Meclis’in hangi azalardan (üyelerden) teşekkül edeceğine (oluşacağına) dair beyanatı var.  Ve Mebusların mazbatalarını (seçilmiş olduklarını belgeleyen tutanaklarını) kontrol etmek için iki komisyon kurulmasına dair teklifi var. Bu celsede Kemal Paşa tekliflerle ilgili kısa ve teknik üç konuşma yapıyor 

  • Koçuşağı İsyanı; 7 Ekim ile 30 Kasım 1926 tarihleri arasında. İsyan Bölgesi; Ovacık – Hozat

    (Vergi vermeyen ve eşkıyalık yapan asiler yakalanıp imha edildiler diyor:)          

    Bicar Harekâtı; 3 Ekim – Kasım 1927. Şeyh Sait artıkları bir Tabur askeri bozmuşlar harekâtın sonunda 2.000 asi imha edildi.  Harekât Bölgesi; Hani ve Lice Kuzeyi, Kulp Batısı, Murat Güneyi, Palu Doğusu.

    Zeylan Harekâtı; 4 Temmuz 1930 Kürt muhtariyeti kurmak maksadıyla ayaklanan ve çapulculuk yapan asileri bastırmak maksadıyla bu harekât yapılmıştır. İsyan Bölgesi; Bastimayi Suyu, Tendürük, Murat Başı, Boz dağı, Güngör, Erciş Bölgesi.  Bu bölge halkı kâmilen isyana katılmıştır. 1.000 silahlı temin edilmiştir. Harekât sonunda asilerin çoğu imha edilmiştir.  

    Ağrı İsyanları; 1. Ağrı Harekâtı; 16/17 Mayıs 926 Poti Batısında yapılmıştır. Bu harekâtlar iyi idare edilememiş askerin çoğu kaçmış.   

    2. Ağrı Harekâtı; 13-18 1927 Yine başarılı olunamıyor. 

    3. Ağrı İsyanı Eylül 1930 Yarım tedbir ve fena idare yüzünden asiler üzerinde kati netice alınamaması eşkıyayı fazla şımartmış olduğundan, İngilizlerin de bunlara yapılan teşvik ve yardım sayesinde bu bölgedeki eşkıya cüretini arttırmıştır.  Bu bölgenin esaslı bir temizliğe ihtiyacı vardı.  Harekat sonunda bu bölge pek azı İran’a kaçabilenleri müstesna (dışında), kamilen (tamamen) temizlenmiştir.  

    Tunceli İsyanları;

    1. Tunceli harekâtı; 21-22 Mart ile 22 Ekim 1937.  Tunceli Bölgesine hükümetçe konulmak istenilen kararları, bölge halkı menfaatine uygun göreceklerinden Kahmut’la Pah arasındaki darboğaz tahta köprüsünü yaktılar ve oradaki jandarmalarla müsademe ettiler (çatıştılar).  

    2. Tunceli Harekâtı; 1.Haziran ile 7 Ağustos 1938 arası.  Harekâtın maksadı, Tunceli Bölgesinin tamamen aşiretlerden temizlenmesi ve bu bölgede çapulculuk ve şekavete (eşkıyalığa) son vermektir.  İsyan Bölgesi; Amutka – Nazımiye batısındaki Zel Dağı, Darboğaz, Dojik – Munzur doğusu, Karacakale bölgesidir.  Asilerin kuvvetleri 3.500-4.000 silahlı olarak tahmin edilmiştir. Haydaran, Kalan, Yukarı Abbas, Demenan, Şamuşağı, Koçuşağı aşiretleridir.

    Alıntı: Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları III – Nazmi Sevgen, (Sf. 77 ile 90 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Genelkurmay’ın Doğu Bölgelerinde Geçmiş İsyanlar ve Alınan Dersler adlı kitabından:) 

    13 Şubat 1925’te isyan başladı.  20 Şubatta Şeyh Sait Palu’yu aldı. 23 Şubatta Genç, Muş, Ergani, Siirt, Bitlis, Van, Hakkâri, Siverek, Urfa, Hınıs, Elazığ, Kığı da sıkıyönetim ilan edildi.  24. Şubatta Kısmi Seferberlik ilan edildi. 7 Martta Şeyh Sait 1.000 kişiyle Diyarbakır’a taarruz etti.  11 Martta Palu 1.000 asi tarafından işgal edildi. 12 Martta Varto’ya asiler taarruz etti. 19 Martta Koçuşağı asileri Çemişgezek’e taarruz ettiler.   20 Martta Dicle Batısı köyleri de asilere katıldılar.  21. Martta Petrüke (Pütürge olmalı, halk arasında Pötürge) de asilere katıldı. 25 Mart Silvan’da asilere katıldı. Varto geri alındı. Şeyh Sait Diyarbakır’a taarruz etti.  26-28 Mart Malazgirt ve Bulanık asiler tarafından işgal edildi.  1. Nisan Bu tarihten itibaren hazırlıklar tamamlanmış ve esaslı takip harekâtına başlanmıştır. 

    14-15 Nisan Çarburuk’ta Şeyh Sait ve avanesi yakalandı. 31 Mayıs. Harekât bitti.

    Alıntı: Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları III – Nazmi Sevgen, (Sf. 56 ile 73 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • (16 Mart 1946 tarihli Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kâzım Orbay imzalı bir kitapçık var. Personelin aydınlanması için tüm birliklere dağıtıldığı söyleniyor. Adı; Doğu Bölgelerinde Geçmiş İsyanlar ve Alınan Dersler. Bu kitaptan; )

    ” .. Kürt diye bir millet yoktur. Kökleri Turani’dir.  .. sebze bilmezler, şeker bilmezler.  Her köylü ya da çobanın eşkıya hakkında söylediğine itimat edilmemelidir. Hatta bizim hesabımıza çalışan haberciler bile aynı zamanda öbür tarafa hizmet ederler.” 

    Alıntı: Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları III – Nazmi Sevgen, (Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1997): Bu kitapta bol miktarda nokta nokta olan sansürlü kesimler var.  

  • 1- Doğu’da bir Doğu Enstitüsü kurulup sorunlar bilimsel esaslara göre incelenmeli, Doğu’da görev alanlar bu Enstitüde kurs görmelidir.  

    2- Uzun vadeli bir temsil siyaseti olmalı.  

    4- En seçkin memurlar Doğuda görevlendirilmeli, yüksek tazminat ödenmeli.  

    8- Doğunun 18 İlinde Radyolu köyler % 71’dir. Bu illerde 36.682 radyo vardır. Anadili Türkçe olmayanların nispeti % 52,2, okuma – yazma bilmeyenler ise % 72’dir. Halkın büyük bir kısmı radyo yayınlarını anlayamamaktadır. Karşı merkezler günün 24 saatinde Kürtçe zararlı yayınlarla buradaki masum vatandaşlarımızı zehirler ve eğlendirirken, biz de mukabil (karşı) neşriyatla (yayınla) onları uyarsak, eğlendirsek ne olur? Kürtçe neşriyat yapılmasına kanuni imkân bulunmadığına göre, bir korsan radyo merkezi ile bu mühim işi pekâlâ yapabiliriz.

    Alıntı: Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları III – Nazmi Sevgen, (Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yıllardan beri, Başbakanlık Arşivi ile Topkapı Müzesi arşivlerinde Kürt işlerine ait belgeleri tetkik ederim. Bu münasebetle, Padişahlardan hiçbirisinin, II. Abdülhamit hariç, Kürtlerin sevk ve idaresi ile ilgili bir belgesine tesadüf edemedim. 

      … Kürt ileri gelenlerinin çocukları Hamidiye Alayları adlı mektepte eğitiliyor hem de rehin olarak İstanbul’da muhafaza ediliyordu.   Bu gayet yerinde bir siyaset idi.

    Alıntı: Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları III – Nazmi Sevgen, (Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1952 yılında Halep’te neşredilmiş olan Baytar Mehmet Nuri’nin (Nuri Dersimi) Kürdistan Tarihinde Dersim başlıklı 340 sayfalık kitabı (1) hezeyanlarla doludur.

    Alıntı: Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları III – Nazmi Sevgen (Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2019): Bu kitap internette pdf olarak mevcut, önemli bir kaynak.  

  • Bohtan suyunun kuzeyindeki dağlık araziye klasik eserlerde Karduklar Memleketi denilmektedir.  .. Ermenilerin Kerduh, Arapların Bakarda  dedikleri bu bölgeye çok sonradan Kürtlerin yerleşmiş olmaları, kardu ve karduh gibi kelimelerin Kürt adına benzemesi batı bilginlerini … yanıltmış.   Akad – Asur dillerinde kuvvetli, kahraman manasına gelen Kardu kelimesi …   

    Göktürk yazıtlarından önce yazılmış Yenisey Yazıtı, Elegeş yazıtları; “Ben Kürt ilhanı Alp-urunguyum…”  diye 12 satır bir yazıdır. Bu yazıya istinaden Kürtlerin Orta Asya’dan geldiklerini, orijinal dillerinin değişip Farsçadan etkilendiklerini… (1)   

    Kürtler İskit – Saka’dan kalma Oğuz boylarındandır. Kürtler Elegeş yazılarında gördüğümüz gibi Türkçe olan ana dillerini bu bölgede çok kuvvetli olan İran kültürünün etkisiyle kaybetmişlerdir.   

    Maalesef Başbakanlık Arşivlerinde de bu bölge Kürdistan olarak adlandırılmıştır. 1842 tarihinden itibaren başlayan belgelerin kayıtları Mesaili Mühimme (önemli işler) Kürdistan başlıklı bir defterde toplanmıştır.

    Alıntı: Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları III – Nazmi Sevgen, (Sf. 13, 26) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1): Yazar bunu çok önemli belge olarak sunuyor.

  • Amasya Mülakatı (görüşmeleri) olarak tarihe geçen Ankara ve İstanbul Hükümetlerinin ilk uzlaşmasının yapıldığı toplantı General Cemil Cahit Toydemir’in evinde yapılır. İstanbul Hükümetini temsilen Dâhiliye Nazırı Salih Karzeg Paşa, Mustafa Kemal Paşa, Rauf Orbay ve Bekir Sami katılır. Mustafa Kemal’in dışındaki tüm kişiler Çerkez kökenlidir. Ayrıca Amasya Valisi ve Emniyet Müdürü de Çerkez’dir.

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nâzım Bey sorgusunda (İstiklâl Mahkemesi sorgusunda) … eskiden İttihatçı olduğunu, Yeşilordu Avrupa emperyalizmine karşı savaştığı için de kurucusu olduğunu belirtir.   Yeşilordu Cemiyetini tümü Milletvekili olan on dört arkadaşıyla birlikte kurduklarını ve bunların üç tanesinin bakan olduklarını belirtir. Kendisinin Yeşilordu Cemiyetinin Genel Sekreteri seçildiğini söyler.   Böyle bir girişimden TBMM Reisi Mustafa Kemal Paşa’nın haberinin olmamasının mümkün olamayacağını belirtir.   Yeşilordu Cemiyetinin Mustafa Kemal Paşa tarafından kapatılmasının ise; esas olarak Çerkez Ethem olayından dolayı olduğunu iddia eder.   Nazım Bey şöyle söyler;  “Komünist Fırkası burada teşekkül ettiği (kurulduğu) vakit (zaman) Dâhiliye Vekâletinden Vilâyetlere bir tamim (yazılı emir) yazılmış ve burada; Komünist Fırkası resmen teşekkül etti ve Yeşilordu Komünist Fırkasına inkılap etti (dönüştü), denmiştir.  Bu resmi tamim de gösteriyor ki, Yeşilordu’dan Hükûmetin haberi vardır.”  Ve Nâzım Bey’den Müthiş bir iddia; “Rusya ile dostluk tesisi (kurulması) için Moskova’ya görevlendirilen BMM Hükûmeti murahhasları (delegeleri), Rusya Sovyet inkılabına (devrimine) bizim de mürevveç olduğumuzu (propagandasını yaptığımızı) Moskova’ya ifade etmek zorunda kalmışlardı. Bunun için de Ankara’da bir teşebbüs (girişim) lâzımdı. İşte Yeşilordu kuruluşunun siyasi sebebi bu idi ve murahhaslar Moskova’da gazetelere bu sayede, resmen beyanatta bulunarak Bolşevik rüesasını (reislerini) bize imâle ettiler (yapıştırdılar). Açık kurulamaması da yine siyaset muktezasındandı (gereğindendi). Çünkü Garp emperyalistlerinin Anadolu’da şark sosyal inkılabını okşar bir fikir cereyanından kuşkulanarak üzerimize daha kudurmuşçasına saldırmaya kalkmaları ihtimali vardı. Bu iki siyaset ve iki mecburiyet!”   Ankara İstiklâl Mahkemesi Nazım Bey’e 9 Mayıs 1921 günkü kararla 15 yıl kürek cezası verdi. Nazım bey bu kararı adeta önceden görürcesine savunmasında şöyle der; “İtilaf Hükümetlerinin son konferansa Ankara Milli Hükümetini davet etmeleri üzerine Anadolu’da komünizm cereyanlarının artık durması, durdurulması siyaseten lâzımdı. Bu lüzumu derhal takdir eden her iki fırka da faaliyetlerini durdurdular ve bizim murahhaslarımız Avrupa gazetelerine “Anadolu’da komünizm ve Bolşevizm yoktur ve yaşayamaz.” diye beyanatlarda bulundular. …. Bilmiyorum, bizim takdir edemediğimiz daha başka bir hikmet var da, vatanın yüksek siyaseti uğrunda behemehâl birkaç masumun ezilmesi hâlâ muktezi (gerekiyor) ise o başka!” 

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 126 ile 131 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeşilordu kapatılır ama davası bitmez. Ankara İstiklâl Mahkemesinde yargılanırlar en önemli sanık Nazım Bey Halk İştirakiyyun Fırkasının kurucusu, Arif Oruç, Mehmet Şükrü, Şeyh Servet Efendi vs. Ve Arif Oruç hariç, Mebus olanların dokunulmazlıkları kaldırıldı.

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Askerimizi savaşmamaya çağıran bu bildiriyi zorla imzaladığı zannediliyor.

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir süre sonra Atina’ya oradan da Berlin’e geçer. Berlin günlerinde .. Enver Paşa ile ilişkiye geçer, Türkistan seferi için yollar arar, ama gerçekleşemez. Mısır’a arkasından da Ürdün’e gider. Almanya’da bulunduğu yıllarda Cumhuriyetin 10 yılı münasebetiyle 150’liklere af çıkar. Ethem geri dönmez. İki ağabeyi dönerler. Ethem, ihanet suçlamasını içine sindiremez. Yeniden yargılanmayı çok ister ama gerçekleşemez. 1886 doğumlu olan Çerkez Ethem 1948 yılı eylülünde Ürdün’de bir Çerkez topluluğu içinde hayata veda eder. Mezarı Ürdün’de Şeria nehrinin kuzeyindeki bir Çerkez Kaberteg mezarlığındadır.

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mustafa Kemal 27 Aralık 1920’de Batı ve Güney Cephesi Kumandanlarına şu telgrafı çeker; “Kütahya’daki kurulun cevabı, Kuvayı Seyyare işinin artık barış yoluyla ve siyasetle çözümünün mümkün olamayacağını ispat etmiş ve sorunun kuvvet zoruyla çözümlenmesi gereği ortaya çıkmıştır. Bunun son safhasını şimdiden Meclis’e bildirmeye ihtiyaç yoktur. Başarı ile sonuçlandırırsak, Meclis’in yaptıklarımızı onaylayacağı kuşkusuzdur. Haklı olduğumuzu ispat edecek kadar belge ve delillerimiz mevcuttur. ..”  Çerkez Ethem’in tam çözüm beklediği bir sırada bu tel emri ile savaş açılması çok ilginçtir. Daha sonraları Ethem’in isyan ettiği söylenir ve bu isyanı da bir telgrafa dayandırılır. Hâlbuki Çerkez Ethem “İhanet” olarak nitelenen telgrafı 29 Aralık 1920’de Meclis’e çekilir. Mustafa Kemal ise 27 Aralık’ta zaten savaş emrini cephelere vermiştir.

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 106) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sovyet Başkurt Cemiyeti adına 24 Mayıs 1920’de Ankara’ya ilk gelen resmi temsilci Şerif Manatof’dur.  Manatof; temsilcilik görevini bir yana bırakarak, Anadolu’da devrimci çalışmalara başlar.  Hatta Şerif Manatof’un Ankara Hükûmeti İçişleri Bakanlığı gizli ödeneğinden ayda 100 TL maaş aldığı da ileri sürülür.

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sovyetler … 15 Mayıs 1919 – 2 Kasım 1923 tarihleri arasında, toplam; 45.000 adet tüfek, 52.000 adet cephane, 166.900 adet çeşitli top mermisi ve bir çok savaş makinesi ile … toplam 82 milyon TL askeri yardım yapmıştır. Ayrıca 16 Mart 1921’de yapılan bir antlaşma ile Sovyetler Birliği Türkiye’ye ekonomik katkıda bulunmak için karşılıksız 10 milyon altın ruble yardım vermek kararı alır.

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.

  • Madde 7-  Yeminini tutamayıp ta örgüte zarar verenleri enterne etmek için, her merkezin, önemine göre, ikiden ona kadar fedaisi ve icra adamları vardır.  

    Madde 9 – Gayemize fikren muhalif olanlar .. Islahtan ümit kesildiği zaman, naçar imha olunurlar.  

    Madde 11 – Devrim zamanına kadar hiçbir eylem yapılmayacak. 

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 66 ile 68 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeşil Ordunun Genel Sekreteri bazı kaynaklara ve Mustafa Kemal’in söylevde belirttiğine göre Hakkı Behiç’tir. Mete Tunçay ise eski Harput Valisi Nazım Bey olduğunu söylüyor.

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1997): Bu Nazım Bey, birinci Mecliste Mebus olup Dâhiliye Vekili olması Mustafa Kemal tarafından reddedilen, sonra da yargılanarak küreğe mahkum edilen sosyalist kişi.

  • İngiliz Haberalma Örgütünün İstanbul Şubesince hazırlanan 29 Temmuz 1920 tarihli raporunda; “Bolşevik etkisi, milliyetçi Türk çevrelerinde gitgide daha belirginleşmektedir. Şimdi de Türkçe İslami Bolşevik Ceridesi diye basılı bir yayın gizlice dağıtılıyor.”

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Büyük Britanya’ya manevi bağlılık ve saygı duygularını göstermeyi başaramayan Ethem Bey, İngilizlerin tutukladıkları Vali’nin (İzmir Valisi Rahmi Bey), küçük oğlunu kaçırarak İngilizlere saygı gösterisinde bulunmaktadır.  Hatta Hasan Tahsin’in dediğine göre, Ethem Bey Birinci Dünya savaşı sırasında, Büyükada’da esir tutulan İngiliz Generali Towsend’ı kaçırmayı planlamış fakat General reddetmiş.

    Alıntı: Çerkez Ethem Olayı – Cemal Şener, (Ant Yayınları Kasım 1982 Baskısı – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.