Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

24.10.1921’de Matbuat ve İstihbarat Müdürü Umumisi Muhittin Bey’in bana Tiflis’ten gönderdiği mektup;

“..Son defa Ankara’da Matbuat ve İstihbarat Müdürü, ondan evvel Mebus, Vatan’ın Başmuharriri idim, şimdi ise bir serseri!  …Ankara’nın havası ile bir türlü imtizaç edememiş (uyum sağlayamamış), .. çünki bugünkü Ankara, ..asap ve ahlaki çürümeye mahsus bir cehennem halini almıştır.   

.. memleketin bu kadar hanüman (hane, ev, bark) pahasına idame ettiği mücadele bir kör dövüşünden başka bir şey değildir.  Tahakküm ve istibdat (baskıcı rejim) bahsinde ise, bizim memleket şimdiye kadar bu hususta yalnız şekil değiştirmiştir; Enver tahakkümünde yumruk hâkim idi, bugünkü idaremiz için de aynı şeyi söylemek kabildir. 

.. programsız, fikirsiz bir cemiyet içinde daima münferit (ferdi, kişisel) ifadelerdir ki, hâkim olur…  

İslam İhtilal Cemiyetleri İttihadı’na (birliğine) gelince, bunun pek faideli (yararlı) bir teşebbüs (girişim) ve müessese olduğuna katiyen kanaat getirdim.   

  .. Bugün Ankara’da mukaddes Anadolu mücadelesini idare edenler arasında Fransızlar ve İtalyanlarla gizli münasebet idame (ilişki kurma) ve hatta şirket akdedenler (şirket kuranlar) bulunduğunu nasıl pek iyi biliyorsam, … Ankara’nın yeni siyaseti, içinde Enver bulunduğu için, bu cemiyeti baltalamaktır. İngilizleri hayli sevindirecek olan bu siyaset, … bindiğimiz dalı kesmek nevinden (türünden) bir şey oluyor. .. Talat ölünceye kadar gerek önde, gerek arkadaşlarında Anadolu işlerine karşı kati bir âdemi müdahale (müdahalesizlik) siyaseti fikri hâkim olmuştu; buna tamamen vakıf (biliyorum) ve kaniim (inanıyorum).   .. İttihat ve Terakki’nin merkez ve sol unsurlarından başka bir şey olmayan Kuvveyi Milliyeciler de.. .. Benim gibi 1920 Mayısından 1921 Mayısına kadar Ankara’da bulunmuş ve işlerin iç yüzünü yakından seyretmiş olsaydınız, değil sadece Enver ve arkadaşlarının ve onlarla beraber hepimizin ihtiras ve nefsaniyetlerimize (bencilliklerimize), bilakis daha birçok şeylere birden, vicdanınızın bütün galeyanı ile isyan ederdiniz. Bendeniz isyana dahi imkân bulamadığım için istikrah ile (ikrah ederek, tiksinerek) buraya geldim!  ..Unutulmamalıdır ki Enver ve arkadaşları bu defa gayet mühim bir meseleyi ortaya atmış bulunuyorlar; İçtimai İnkılap (sosyal devrim)!  .. İşte bu iki kelime program olacak ve o zaman şahsiyetler, faniler (ölümlüler) bir tarafta kalarak, memlekette ilk defa olarak fikir ve program saltanatı kurulacaktır. … o kadar parlak sözlere, Meclis’te her gün okunan dualara, Hacıbayram Camiinde müraiyane (riyakârca, ikiyüzlülükle) eda edilen (kılınan) namazlara, ancak kelimeden ibaret olan halk ve millet hükümetine rağmen, Anadolu halkı mücadeleyi tutmamakta ve bilakis ona karşı isyan etmekte ısrar etmiştir. ..eğer Yunanistan dâhilden hasta olmasaydı içtimai hareketçilerle (sosyalistlerle) beraber şimdiye kadar askeri hareketçiler de mağlup olmuş bulunacaklardı!  .. İçtimai (Sosyalist) Hareket taraftarları ne Mustafa Suphi gibi bir serseri nede yeni mektepten çıkmış çocuklardan ibaret idiler. ..  memleketler bu asırda fikirle, sistemle, usulle, yani ilim ile idare edilir olduğuna iman etmek lâzım. 

1908 tarihinden beri bu memleketi askerlik idare etti, bunun neticesi şudur ki memleket bugün bütün müessesatı siyasiye (siyasi kurum) ve içtimaiyesi (sosyal yapısı) yıkılmış, bütün akaidi(kaideleri) sarsılmış, kıvamı içtimaiyesi(sosyal kıvamı) bozulmuş, menabii iktisadiyesi (ekonomik kaynakları) kurumuş bir halde bulunuyor. 

” ..Bu asırda memleketler şahıslarla değil, fikirle, şahıs mücadeleleri ile değil fikir mücadeleleri ile idare edilir. Usulü değiştirmek için zaman her zaman zamanıdır. “Zamanı mı?” nakaratı, bir buçuk seneden beri daima ekseriyetle durmuş olduğu halde, işte bugün başladığımız yerde durmakta olmaktan başka yeniden pek yorulmuş memlekette şimdi şiddet ve ehemmiyeti asla yukarıda saydığımız isyanlara benzeyen bir mücadelei dâhiliye (iç mücadele, iç savaş) tehlikesi karşısında bulunuyoruz. .. Ankara’da mevcut bir entrika dolabının dâhili ve harici iki maksatla Paşa’yı (Mustafa Kemal Paşa’yı) pek zaif olan noktasında bin türlü riyakârlıklar (ikiyüzlülüklerle) ve dalkavukluklarla köpüklemiş ve köpüklemekte olacaklarını daha çok kuvvetle tahmin ederim. Hayır, Paşa’m! Garp ile anlaşmak imkânı yoktur; böyle bir imkâna ihtimal vermek tarihi okumamak ve şu on üç seneyi yaşamamak demektir.  ..  Dünya şeraiti (şartları) hakkında Ankara’da büyük bir âdemi vukuf (vakıf olamamak, bilgisizlik) hüküm sürmektedir. Rus ve Rus siyaseti hakkında, hakâyıka müstenit (gerçeğe dayalı) bir noktai nazara (görüş açısına) malikiyet (sahip olma) hususunda sade Ankara’nın değil, hatta nezdi alinizde (yüce şahsınızda) dahi kafi (yeterli) malumat (bilgi) ile mücehhez (donatılmış) bulunmadıklarına delalet (şahitlik) edecek bazı emareler (bulgular) gördüm . Bunun sebebi, şimdiye kadar Rusya’yı tanımak hususunda ciddi olarak hiçbir şey yapılmamış bulunmasındadır.         

                                                                                   Muhittin”

Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 182 ile 189 arası) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN YORUMU (1996): Muhittin Bey Çok önemli ve doğru bir değerlendirme yapmış. Akıllı ve bilgili ve demokrat bir insan. 

Posted in , , , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın