5 Ekim 1921 (1337) tarihinde İçtima: 87, Celse:1 ve 2 hafidir(Gizlidir)
Koçgiri ve Ümraniye Olayları ile Karadeniz’deki Rum Tehciri Konuları Görüşülüyor;
(Aşağıdaki bilgiler: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – GCZ II – Sf. 272-2879)
Vehbi Efendi (Konya): “-Hükümetçe tedibi (terbiye edilmesi) gereken on dört köy yerine yetmiş-seksen köy mahv ve perişan olmuş…. Şimdi efendiler burada bir mesele var. Hükümet ekser zamanda zebunkeşlik eder (zavallıyı, halkı ezer), cezası lâzım gelenleri tutamayınca sen bu köye yakınsın, sen de bu köyden su içmişsin, sen de bu tarladan geçmişsin diyerek eline geçeni tecziye etmek (cezalandırmak) hükümetin tedibi lâzım gelir. Fakat cinayet edenlere karşı cinayet etmeyenleri muhafaza hükümetin vazifesi iken, bilakis önüne geçeni, her kim ise yıkmış, yakmış, mahvetmiştir.
Mustafa Bey (Dersim); “-Yalnız bize İslâmiyet namına İngiliz parası meselesi sürüyorlar. Bize leke sürüyorlar. Bende kuyruk acısı vardır, sende evlât acısı vardır. Aşiretliktir. Malûmuâliniz aşiretlikte bir usul, oğlunu öldürenin kendisini de mahvetmek isterler. Bu adamlar oraya gidiyorlar, dehalet ediyorlar. Alışan Bey 1293 (1876 Rus Savaşı) muharebesinde bu hükümete bir buçuk milyon liralık zahire (erzak) vermiştir. Yazık değil mi, memleket soyulsun? Koçgiri ahalisi bu ana kadar hükümete burada bulunan o civar mebusu arkadaşlar bilirler, bugün mahiye (aylık) vergisini verir, tekâlifini verdi. Yalnız Koçgiri’li değil, orada daha Türk’ün en iffetli hanedanı diğer hanedanlara da fenalık olmuştur. Kuruçay cihetinde (tarafında) Kürtler de vardır. Müftü efendi de söylesin; bir Türk köyüne nizamiye zabitanı gitmiş, haniya buradaki halı, kilim demişler? İki kişi bulmuşlar vurmuşlardır. Bir kaç kişi çıkmış arkadaşı yatarken görüyorlar. Hani halılar, kilimler diye tazyik ediyor, ahali de aman bizi öldürürsünüz diye “derededir”, derler. İki katır, iki de beygir yüklü halılarla Erzurum’a doğru göndermişlerdir. Bunları kimden soralım.” “.. jandarma halktan zorla halı kilim alıyor. .. Eğer yağma ise sahanın böreği, hep beraber soyalım. Öyle ya! Yazık değil mi bu millete! .. Bu adamlar diyorlar ki bir heyet gelsin, … Umum milletin kalbinde, müftü efendinin bu yazdıkları gibi, kadınların ırzına geçilmiş, herifin oğlu öldürülmüş, karısının ırzına geçilmiş, beş yaşındaki kızının ırzına geçilmek için kesilmiştir. Söylesin Müftü Efendi, verilen vesaiki (belgeyi) gidiniz görünüz, kulağı kesilip fenalık yapılmıştır. (Bunlar Topal Osman ve adamlarının işleri) Çorum’a gidiyorlar, Belediye Reisini sokak sokak dolaştırıyorlar. Bize ille et bul, bize et bulacaksın! Amasya’dan bir mektup vardır. Diyor ki; Bu Topal Osman’ın yaptığı fenalık ne haldir? .. Dersim’i zaten istemezler ki adam olsun! .. Giden Vâli o sandalyeye yapışmak için, tahakkümatını icra (baskı düzenini devam ettirmek) için Dersim isyan etti diyorlar. Namusumla temin ediyorum; Hepsi isyan etmemiştir. .. Bir aşiret zulüm üzere isyan etmiştir. .. Bu biçareleri af ediniz!” “Bu halılar meyanında Dersim ihvanı (Dersimli kardeşlerim) diyor ki; biz İngilizlerden para almışsak mebuslarımız da almışlardır. Rabıtati İslâm (İslamlar arası bağ) vardır. Ruslar bize milyonlarla para teklif etti, kabul etmedik. Başladıktan sonra Âlemi İslâm üzerine tazyik çökmüştür. Müsveddesi (belgenin örneği) müftü efendinin yanındadır, Yirmi bin kişi ile gelmeğe hazır olduklarını ….Hükümet tarafından gaip olmuştur. Ne yapalım kabil değildir ki… merdiven koyalım Hazreti İsa’nın yanına çıkalım. … Eğer biz İngiliz parası aldıksa, biz kendimizi asalım. Memleketlin arzusunu Heyeti Celile’niz kabul ederseniz bunu kabul edelim. Sonra bir heyet, gitsin Dersim’in, keçisi mi noksan, arazisi mi noksan bunları anlayalım. Etrafa ateş gönderelim .. Dersimi yakalım çıkalım içinden. Bendenizin fikrim evvelâ af ile halletmek, sonra da civara gitmektir. (1)
Osman Bey (Lazistân); “.. Trabzon’da Atina vardır ve Rumlarla meskûndur (Rumların yaşadığı bir semttir). Buradaki hali öteden beri silâhşor ve bir çete vardı. Bunların reisi Eflidis namında bir Rum’dur… Şüphesiz orada bulunan Rum müsellâh eşhasın (silahlı kişileri) bu suretle tutulmaları ve bu suretle dâhile (iç kısımlara) sevk edilmeleri karargir olmuştu (kararlaştırılmıştı). Bunun için Fırka (askeri birlik) bu işe memur ediliyor. Fırka bir memur gönderiyor. Papazlar geliyor ve birtakım ara yere vasıtalar geliyor. Burada birtakım gayrı mesul çeteler birtakım eşhas işe girişiyor. Irza geçmek, (katil vak’aları oluyor. Hatta) bir iki çocuğun lâşesi (öldürülmüş halde bedeni) meydanda bulunuyor. Derken bu teslim kararından (vazgeçiyorlar). Bu adamlar teslim olmayız deyip çoluk çocuk, kadınları terk ederek dağa rücu hâsıl (geriye dönüş) oluyor çıkıyorlar, Şimdi bakınız Hükümetin kararı gayet güzel, Fırka gayet güzel işe başlamış, Fakat birtakım gayri mesul adamlar işe karışmış (Bunlar Topal Osman ve adamları) ve bunlar işin içerisine girerek -hiç arzu edilmeyen hadisata (olaylara) sebep oluyorlar ve neticede, itiraz kabul etmeyecek surette o memlekette temizlenmesi muvafık (uygun) bulunan ve Yunan amaline (gayesine) hizmet eden adamların dağa çıkmalarına ve Müslümanlara tecavüze başlamalarına sebebiyet veriyorlar.”
“Samsun mıntıkasına gelince; Samsun mıntıkasında bu tehcir vaki olduktan sonra, orada da gayri mesul (sorumsuz) ellerin (2) işe karışması yüzünden birçok fenalıklar vukua gelmiştir. Kadınların tehciri (zorla göçürülmesi), çocukların tehciri meselesi. Merkez ordusu kumandanlığı tarafından bütün mıntıkalara emir veriliyor. O da diyor ki şimdi kadınlarla çocukların hepsini teb’it (tebit, sürgün) edeceksiniz. Bunu haber alan Samsunlular, Samsun münevveranı (aydınları) ve Müdafaai Hukuk, belediyesi… yani hepsi dahil olduğu halde diyorlar ki, zaten bunların erkeklerinin tehcirinde suiistimal (kötü uygulama) olmuştur. Heyeti Vekile bir karar verdi. Diyor ki, tehir ediniz (erteleyiniz) meseleyi. Fakat merkez ordusunda kumandan bulunan Paşa Hazretleri bu bapta (bir telgraf çekiyor, diyor ki, siz şehirbentsiniz (şehir dışına çıkamama cezası). Yani bu 56 kişiye, Reisi Hükümet Paşa Hazretlerine müracaat eden zatlara; siz şehirbentsiniz, hiçbir yere gidemezsiz, yani Samsun’dan bir mahalle gidemezsiniz diyor. (Gürültüler) Rica ederim zihniyete bakınız, sizbeni çiğneyerek Reisi Hükümet Paşa Haznelerine müracaat ettiniz, bana sormadan bunu yaptınız, ben de sizi böyle yaptım diyor ve bu, aynendir efendiler. Buradan Samsun’a geliyor. Halkın kalbini rencide etmek için ne lâzımsa yapıyor.”
Ziya Hurşit Bey (Lazistan): “.. Samsun, Ordu ve o havalide Pontosculardan mürekkep (oluşmuş) birçok Rumlar vardır. Hepimizin bildiği gibi, bunlar birer istiklâl peşinde koşuyorlar ve bir Pontus cumhuriyeti tesisi (kurmanın) arzusundadırlar. Sahile doğru bu cumhuriyeti teşmile (oluşturmaya, şekillendirmeye) kalkıştılar. Benim anladığıma göre tarzı tatbik fenadır. (uygulama biçimi kötüdür) Nurettin Paşa Samsun’da 15 yaşından 50 yaşına kadar olanları tehcire tabi tuttu.” “-… Nurettin Paşa, Rum tehciri (zorunlu göçürmesi) sırasında Samsun’un içinde, bunlar için gayrimesul (sorumsuz) çeteler yapılıyordu. Bunun üzerine Rumlar dağlara çıktılar. .. bu Rumlar Müslüman köylerini bastılar. .. Onun yapabileceği iş tehcir yapmak, namus sahiplerini lekelemek ve Büyük Millet Meclisi’nin tarihi şanını ortadan kaldırmak değil. …. Demek ki bu adam Büyük Millet Meclisi’nin üstündedir ve kendisi orada bir aile Hükümeti oluşturmuştur. Damadı, Erkânı Harp Reisi (Kurmay Başkanı), bir kardeşi Tokat Mutasarrıfı. Meclisi Ali (yüce Meclis) bu adamı derhal görevinden atmalıdır. .. biz yarın tarih huzurunda hesap vereceğiz.” (3)
Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 13 (24.09.1921 / 27.10.1921) (TBMM Matbaası 1958 yılı 2. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 87, Celse: 1 ve 2 Hafidir. (GCZ II – Sf.278, 279), diğer notlar internetteki Meclis Arşivlerinden birebir alınmıştır, sayfa numarası yok.
BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Aynı günkü celsede, Samsun ve civarında yapılan eşkıyalık konusunda, Lazistan Mebusu Ziya Hurşit ve Osman Bey’in Dâhiliye Vekâleti’ne soru önergesi görüşülüyor. Laz Topal Osman ve Ziya Hurşit’in anlattıklarına göre Samsun’da Rumların kadın ve çocukları tehcire tabi tutulmuş, bunun üzerine erkeklerin eşkıyalıkları artmış. Merkez Ordusu Komutanı Sakallı Nurettin Paşa’nın çok kötü idaresinden keyfi ve despot idaresinden bu Lazistan mebusları da şikâyetçiler.
BAKKAL’IN NOTU (2) (1996): Burada kastedilen sorumsuz eller Laz Topal Osman ve muhafız birliğidir.
BAKKAL’IN NOTU (3) (1996): Bütün bu şikâyetlerden sonra Dâhiliye Vekili Fethi (Orbay) Bey, Nurettin Paşa’nın görevden alınması gerektiğini kabul ediyor. Mustafa Kemal Başkumandan olarak Nurettin Paşa’nın görevden alınmasına gerek olmadığını söylüyor. Sadece Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey Başkumandana bu kararından dolayı karşı çıkıyor. Bu Şükrü Bey, 1926’da İzmir suikastı davasında asılıyor.
Yorum bırakın