Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

11 Şubat 1338 (1922) tarihinde İçtima: 158. Celse: 3 Hafidir, Birinci Reis Vekili Musa Kâzım Efendi.  

2.Celse Hafidir. İkinci Reis vekili Faik Beyefendi

Aşağıdaki Notlar; TBMM GCZ II – (Sf. 731) kitabından birebir alınmıştır.

Konya Mebusu Abdülhalim Efendi Hazretleri Hakkında 5. Şube Mazbatası. Suçsuz bulunuyor.

Bu mazbataya göre suçu sabit görülmemiştir. Mehmet Şükrü Bey Bu adam casus saklamıştır, suçludur diyor. Fakir fukaradan biri bu suçu işlese ne yapacak isek onu yapalım diyor. (TBMM GCZ – Sf. 731) Hakkı Hami Bey de casus sakladığına dair bende kanaat uyanmıştır diyor ama Şube Mazbatası kabul ediliyor ve suçsuz bulunuyor.  (TBMM GCZ II – Sf. 731 – 744)

3.Celse Hafidir: Birinci Reis vekili Musa Kâzım Efendi.

1337 (1921) Bütçe Görüşmeleri

Hüseyin Avni Bey (Erzurum); (Önemli değerlendirmeler yapıyor) “- .. .Meclis-i Milli bütçesini .. Milletin hukukuna hürmetsizlik ettiniz ve bilâmünakaşa (tartışmasız) kabul ettiniz.   .. Misak-ı Milliden çok uzaklaşmışızdır. Kuvay-ı milliye ve maneviyenin (milli ve manevi kuvvetlerin) ikisini de israf ettik. .. İthalata değil ihracata bakmalı idi. .. İhracatımız ithalatımızın sülüsü (üçte biri) nispetindedir (oranındadır). … Fevkalâde mahkemelerle cihanın yüzünü bizden çevirttik. Yani memleket sermayeye muhtaç, hariçten sermayedar gelmek değil, bilakis dâhildeki sermayedarlar birer birer sermayelerini çekip götürüyorlar. Hükümet ve siyasetin mânâsı (anlamı) bunlardır. Efendiler uyuyan aslanları uyandırdınız, biliyorsunuz ki Pontus mefkûresi (Karadeniz’deki Rumların bağımsız devlet kurma ideali) henüz Kuvay-i Milliye Hükümeti (Ankara’daki BMM Hükümeti) teşekkül etmediği (oluşmadığı) zamanda bile Müdafa-i Hukuklara karşı bile şımarıklıklarını izhar (açık) edemiyorlardı. Çünkü % 2 mevcudiyete mâlik olanlar (%2 nüfus yoğunluğuna sahip olanlar) tabii kımıldanamazlar. Bunlar şimdi büyük meseleler çıkartarak harice karşı bizim mevkiimizi (itibarımızı) küçültüyorlar.   .. BMM şerefi nâmına vahşet hâlinde icraat yapılmıştır ki; Efendiler biz sükût ediyoruz (tükeniyoruz, bitiyoruz).   .. Sonra birtakım hâfiyeler (gizli polisler), bir takım casuslar memleketin içerisine çıkarmışlar. Bilmem Kürt meselesi  (burası sansürlü) .. hepsi yalan, yalan efendiler! Hükûmet mesele icat etti… Asayişi tanzim ederken (düzenlerken) asayişsizlik çıkardılar!  .. Yüz milyonu veren milletin zavallı askeri çıplak oldukları halde cepheye sevk ediliyor. … Firar etti diyerekten karılarını livadan livaya (şehirden şehire) sefil-i sergerdan (sefil ve başıboş) bir surette sürüyoruz. Bu vahşeti beşeriyet kaydetmemiştir! Efendiler İşte bu da BMM nâmına (adına) yapılıyor. Sonra memur istihdam ediyoruz (çalıştırıyoruz). Bunlara esir güruhu (kalabalığı) gibi sekiz aydan beri maaş vermiyoruz.    .. Mirasyedi gibi buraya akın akın adamlar geliyor, insan geliyor.   .. Anadolu, hükümetsiz kaldığı devirler vardır ki Efendiler, üç, dört, beş ay asayiş mükemmeldi. Mütareke akabinde (1918 Ateşkes sonrasında) ne Pontus, ne Rus, ne Ermeni hiç kimse kımıldamıyordu. Biz gelir gelmez bir takım avamfiribâne (halk dalkavuğu gibi) yaşayan ve kendisine memur süsü veren câhil insanlar tüfengine sarıldı. … Anadolu’nun asayişini bozanları, Anadolulular artık tanıyor efendiler!” (Konuşmasına Devam Ediyor.); “- .. Bize en yakın muavenet (yardım) ve müzaheret eden (arka çıkan) Rus Hükümeti oldu; Fakat koskoca Azerbaycan idaresini kendimize peşkeş yaptık efendiler! Ermenistan’la harbi biz yaptık, parsayı Ruslara toplattık. Gürcistan’ı arkadan vurduk, parsayı Ruslar topladı….. Bize altı milyon lira verirse onun başka emeli vardır. Bize para verenler; âmâl-i hasisesine (hasislik ameline) bizi alet yapmak için verir. Biz bu köhne siyasetten ne zaman döneceğiz? Fransız para verse Rus’a ilân-ı harp der. Beşeriyet bizi kör bir âlet görür. (Sansür var!)   .. her şey senin nâmına (Meclisin adına) yapılıyor, bize, nâmımıza Koçgiri’de iki yüz adam öldürüldü, yüz seksen köy yandı. Yalan icat edildi Efendiler; Kürt ve Kürdistan meselesi yoktur… Onlar her vakit devlete merbuttur efendiler. Türklerden daha sadık olduklarına ben şahidim Efendiler. … Memleketi birbirine sokup ta ondan istifade eden avantüreleri (maceracıları) içimizden çıkartmak lâzım. (sansür var!) .. Benim son istirhamım budur efendiler; … Teşkilâtınızı ihtiyâcatınıza göre yapın, icap ediyorsa bir kısmını paydos edin. .. Bizim memleketimiz asayişsizdir demeyin. Fevkâlâde mahkemelerden fevkalâde teşkilattan tevakki edin (sakının)  .. sonra memleketin madenlerini kıskanmayın, memlekete para sokun, sermaye sokun.”  (TBMM GCZ II – Sf.735-739)

  Ali Şükrü Bey (Trabzon); “- .. Bu para nereye veriliyor, bendeniz bilmiyorum? .. ben, kadınların sırtına cephane sandığı yüklenmiş olarak Göle Boğazını ve yokuşunu çıktığını gördüm. Bunu Erzurum Mebusu Durak Bey de gördü. .. Nasıl olur da bu kadın evinden alınır, sen Tekâlif-i Milliye vermedin diye cephane sandığı sırtına yükleniyor?”

(Hüseyin Avni ve Selahattin Beyler Heyet-i Vekile’den kimse yok, bu nasıl bütçe görüşmesidir diyorlar.)

  Ali Şükrü Bey; “-O halde Efendiler, bendeniz şunu söyleyebilirim ki, Meclisin vazife-i murakabesine (denetim görevine) Hükümetin verdiği ehemmiyet (önem) bu günkü hareketle sabittir. (Bravo Sesleri)”  

….  Selahattin Bey (Mersin); “-Bu Meclis ve hükümet şekli ile işleri yürütemeyiz. Üç yüz kişi mes’ul (sorumlu) olmaz. .. Dünyada olan şeyler bizim için kâfi misaldir. Biz dünyanın tecrübe etmediği şeyleri nefsimizde tecrübe edecek zamanda değiliz. … Mütehassıs (Uzman) adam arayalım, ayıp değildir, ilmi bir devlet gibi yaşayalım. … Memleketimizi harap eden bizim kararsızlığımızdır. Ne olacağımızı bilmiyoruz, söylemiyoruz, düşünmüyoruz. Efendiler şekli hükümette tebeddül (değişiklik) yapmamak ve bu istikrara kemal-i sükûnet ve ciddiyetle yapışmak sureti ile kanaatinizi izhar ederseniz (açığa çıkartırsanız) kanunlarınızla bu memlekette para emniyeti ortaya çıkacaktır. Gerçi ben biraz hülya gibi sözler söylüyorum…. böyle idare-i örfiye (sıkıyönetim), tekâlif-i milliye fevkalade kanun gibi şeyler devam ederse hiçbir vakit emniyeti mâliye olmaz. Sermayedarı kaçırırız, sonra emniyet-i adliye meselesiyle mehâkim (hâkimler) meselesini birleştirmeliyiz. Artık bir tek mahkeme lâzımdır… böyle sulha gidilmez.” (TBMM GCZ – Sf. 744)

Hakkı Hami Bey; “-…bugün, millete karşı ne mal olduğumuzu anlatmak için bendeniz mebdeinden (başlangıcından) müntehasına (sonuna) kadar celse-i aleniyede olmasını isterdim fakat mateessüf millet bizi, biz de milleti pekâlâ biliyoruz, yalnız düşman bizi bilmesin, maksat budur.” (TBMM GCZ II – Sf.744)

Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 16 (7.01.1922 / 12.02.1922) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 2, İçtima; 158, Celse: 2 v3 Hafidir: (TBMM GCZ II – Sf. 731 – 744) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN NOTU 1996; Bu BMM uyguladığı milli vergi diye tercümesini bulan ama gerçekte zoraki vergi uygulaması.

Posted in , , , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın