Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

30 Ekim 1338 (1922) tarihinde İçtima: 129. Celse:1, Reisisâni Vekili Musa Kâzım Efendi.

Hâriciye Vekili İsmet Paşa Cepheden Döndü Meclis’e Tazimlerini (saygılarını) Sundu.

Kâzım Karabekir Paşa da Cepheden Döndü Meclis’e Heyecanlı Bir Konuşma Yaptı. Sf. 254  

3. Celse. Reis Mustafa Kemal Paşa

Saltanat Meselesi Müzâkereleri (görüşmeleri);

Reis Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri; “- ..Sadrazam Tevfik Paşa oğlunu bendenize göndererek âtideki (gelecekteki, aşağıdaki) telgrafnâmeyi verdi. (Tevfik Paşa’nın telgrafnâmesinde Lozan’a hem İstanbul hem de Ankara delegelerinin gitmesini istiyor. Paşa ona verdiği cevaptan bahsediyor;) “..Konferansta Türkiye Devleti yalnız ve ancak TBMM Hükümeti tarafından temsil olunur.”

(29 Ekim 1922’de Tevfik Paşa tekrar bir mektup yollamış.)

            “Ankara BMM Riyaset-i Celile’sine;

Konferansa Babıâli (İstanbul’daki Osmanlı devleti hükümeti) de BMM’de dâvet olundu. Babıâli’nin âdem-i icabeti (katılmaması) devletin altı asırı mütecâviz (altı yüzyılı aşkın) zamandan beri müesses ve mahfuz (kurulmuş ve korunmuş) olan bütün âlemi İslam’ın alakadar (ilgili) olduğu hususiyet-i tarihiyesini (özel tarihini) mahkûm-u indiras etmek (ortadan kaldırmak, eserini yok etmek), BMM’nin âdem-i icabeti ise (katılmaması ise) cihanın müştak ve muntazır (dünyanın istekli ve hazır) olduğu sulhu âkim bırakmaktır (barışı sonuçsuz bırakmaktır). Bu mühim mesuliyeti (önemli sorumluluğu) bittabi ne Babıâli ne BMM kabul ve tahammül eder (dayanabilir).(Aramızda bir ihtilâf yoktur, size yardımlarımız oldu, ikilik olmasın diye sizin iki temsilci göndermenizi kabul ediyoruz diyor.) 

Hüseyin Avni; ” … TBMM halkı, mazideki sisteme isyan etmiştir. Kendileri Sevr Akitnâmesini imza ederken Halife’nin hukukunun ne olduğunu okuyaydı, keşke bacağı kırılsaydı da o halife de lütfen ayağa kalkmasaydı.”

Rasih Efendi; “-Herkesten evvel kalkmıştır. …”

Hüseyin Avni; “- ..Efendiler madem ki sulh benimle kaim (kalıcı) zât-ı âlilerinin işi ne? (Bravo sesleri) .. İstanbul’da matbuat (basın) hizmet etmiştir. Diğerleri fedakârlık etmişlerdir. .. Hilâfet perdesi altında saltanat cinayetlerine kadar kapı açmak, memleketi zirüzeber (alt üst) edecek bir hâle getirecek gayrimeşru sıfatlar takınmalarına, BMM hiçbir zaman meydan vermeyeceklerdir. .. Bizim başta yeminimiz vardır; Makam-ı Hilâfetin müdafii de (savunucusu da) biziz, muhafızı (koruyucusu) da biziz. .. Bu mektuba cevap verilmemesi icap ederdi.”

Mustafa Kemal Paşa; “-…kâğıda cevap vermemişimdir. Delâlet eden adama bunu deyiniz dedim.”

Hüseyin Avni; “- ..teşekkür ederim. Paşa Hazretleri bunu demeseydiniz daha iyi olurdu o bile tenezzül (aşağı inmektir), Paşa Hazretleri .. Avrupalılar sulh yapacak ise, her gün Papaz Freu ile Padişah ile sulh etsin. .. Kıymeti varsa yapsın.  . Bu millet hiç kimsenin boyunduruğu altına girmeyecektir ve hiçbir kimse sokamaz.” Sf. 273, 276       

Mazhar Müfit; “- .. buna verilecek cevap şu olurdu; Babıâli Sadrazamı, telgrafını gördüm kahkahalarla güldüm. Mühr-ü müeyyitimi (sağlam mührümü) basarım, seni mahkeme kapısına asarım. (handeler, kahkahalar) Sf. 280 

Kâzım Karabekir Paşa; “- .. bugün TBMM kati emriyle ve ilk fırsatta İstiklâl Mahkemesi ile bu adamlara lâzım olan muameleyi (işlemi) yapmalıdır.” (1) Sf. 280

(Selahattin Bey daha soğukkanlı, Ali Fuat Paşa bu son düşmanları da bugün halledelim diyor.)   

Rıza Nur ve 78 Arkadaşının Hazırladığı Saltanatı Kaldıran Takriri (kanun teklifi);

            “BMM Riyasetine,

… eski Osmanlı İmparatorluğu münhedim (yıkılmış) olup yerine yeni ve milli bir Türkiye Devleti, yine o zamandan beri Padişah merfu (hükümsüz bırakılmış) olup yerine BMM kâim olmuştur (yerine geçmiştir).

1- Osmanlı İmparatorluğu otokrasi ile beraber münkariz olmuştur (çökmüştür).

2- Türkiye Devleti nâmıyla genç, dinç, Milli Halk Hükümeti esasları üzerine müesses (kurulu) BMM Hükümeti teşekkül etmiştir (oluşmuştur).

3- Yeni Türkiye Hükümeti munkariz (çökmüş) Osmanlı İmparatorluğu yerine kaim olup onun… 

4- Teşkilâtıesasiye Kanunuyla (1921 Anayasasıyla) hukuk-u hükümrani-i (egemenlik hakkı) milletin nefsine verildiğinden, İstanbul’daki Padişahlık madum (yok olmuş) ve tarihe müntekildir (tarihe intikal etmiştir).

5- İstanbul ve civârı da .. BMM memurlarına tevdi edilmiştir (verilmiştir).

6- Türkiye Hükümeti hakk-ı meşruu olan (meşru hakkı olan) Makam-ı Hilâfeti esir bulunduğu ecnebilerin elinden kurtaracaktır.

Dr. Rıza Nur, Beyazıt; Atıf, Diyarbekir; Ali Şükrü, Menteşe; Mehmet Tevfik Rüştü, Kılıç Ali, Ali Fethi, Muş; Ahmet Hamdi, Menteşe; Ethem, Bolu; Hilmi, İsmail Suphi, Diyab Ağa, Saruhan; Avni, Antep; Yasin, Zamir, İstanbul; Numan, Bolu; Şükrü, Abdülkadir Kemali, Siirt; Necmettin, Çorum; Haşim, Besim, Ali Saip, Ergani; Mehmet Emin, Afyon; Mustafa Hüsnü, Siverek; Mehmet Lütfü, Genç; Şeyh Fikri, Muş; İlyas Sami, Menteşe; A. Sadettin, Ankara; Şemsettin, …   ” 

(Bu kanuna imza koyanların tam listesi TBMM Gizli Celse Zabıtları Cilt III – Sf.298’de mevcut.)

Bu imzaların sonunda Mustafa Kemal Paşa da var.

(Reis Mustafa Kemal Paşa konuyu Saltanatın ilgasına (kaldırılmasına) çekti. Çok sayıda takrir var bunların anlamı Tevfik Paşa ve İstanbul Heyeti hakkında işlem yapılmasını istemeleri diyor. Oylamaya sunup kabul edildi diyor.) 

Selahattin Bey; “-Muamele-i kanuniye tatbikine (yasal işlemin uygulanmasına) dair bir şey yoktur, kabul edilmemiştir.” 

Reis; “-Sen etmemişsin, içinde edenler vardır!” (gürültüler) 

Ziya Hurşit; “Paşa Hazretleri, zannederim takrir olmazsa reye konulacak ta ortada birşey yoktur !”

(Reis Kemal Paşa; Hüseyin Avni’nin bir takriri var, Rıza Nur ve arkadaşlarının takririnin bir kanun mahiyetinde olmasından dolayı Layiha encümenine girmesi gerekir diyor. Hüseyin Avni Bey Rıza Nur’un takriri eksiktir, diyor.) 

Rıza Nur; “-Noksanı ne imiş?”

Hüseyin Avni; “-..hepinizden fazla hürriyet taraftarı olduğumu bir defa daha tekrar ediyorum. Hâkimiyet-i milliyenin nasıl kullanılacağını tespit etmeden böyle bir takriri kabul etmek olmaz. .. onu Kanun-i Esasi’de (1876 Anayasasında) tespit etmeden mâhiyetini, mânâsını (içeriğini, anlamını) bugün yaptığımız fikri anlatmakta müşkülat (zorluk) çekmemek için Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’na (1921 Anayasasına) esas ve zeyl (ek) olmak üzere ikmâli (tamamlanması) taraftarıyım.”  

Rıza Nur; “-..acilen ve katiyen bu işi bitirmek lâzımdır. Efendiler, otokrat hükümet kaldırılmıştır. .. Bir şahıs keyfemayeşa (keyfince) bu millet üzerine hükmedemeyecektir. .. bunu tayin-i esami ile (isim okuyarak) kabul ediniz ki bugün millet efradı kendi selâmeti, saadeti için oraya gönderdikleri Mebusların ne fikirde olduklarını görsün. (bravo sadaları). (müzakere kâfi sadaları)

Hacı Mustafa Efendi (Ankara); “-Usul-ü münakaşaya dair söyleyeceğim.”     

Reis Mustafa Kemal Paşa (Ankara) “-Hacet (gereği) kalmamıştır, müzakere kâfi (görüşmeler yeterli) görülmüştür.” 

Hacı Mustafa Efendi (Ankara); “-Her halde bir iki kelime söylemek lâzımdır. (hacet yok sedaları) Ne var? Neden korkuyorsunuz? İki kelime söyleyince ne olur?”

Hakkı Hâmi Bey; “-Usulü müzakere hakkında söyleyeceğim.”

Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Hangi usul efendim? Usul konusunda ne söyleyeceksiniz? Hangi usul karşılığı arıyorsunuz? Yoktur usul! Oturunuz! Usul dersi mi vereceksiniz?”  Sf.290-296 

Osman Bey (Lazistan); “-Herkesin bir kanaati var. Ne var yani? Ne oluyor? Ne gürültü yapıyorsunuz?”

Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Osman Bey! Güya siz gürültüyü tevkif etmekT-(tutuklama, tutmak) istiyorsunuz, hâlbuki siz gürültü yapıyorsunuz.”

İsmail Şükrü Bey (Karahisarısahip); “-Cebren rey olmaz!”

Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Canın isterse verirsin!”

Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Arkadaşlar! Bir takrir vardır; reye iştirak etmeyenlerden kıst-el yevm (yevmiye kesilmesi cezası) icrası teklif ediliyor.”  (kabul sesleri)

Ziya Hurşit; “-Bunun hakkında söz isterim Paşam.”

Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Kabul edilmiştir.”

Ziya Hurşit; “-Usul yoktur buyuruyorsunuz!”

Reis Mustafa Kemal Paşa; “-Usul yoktur efendim!”

Karar Yeter Sayısı Olmadığından Muhaliflerin Verdiği Takrirler Kabul Olunmadı. Sf. 297

 Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 24 – (18.10.1922 / 18.11.1922)  (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene; 3, İçtima; 129, Celse: 1, – Sf. 254 ile 297 arası) kitabından birebir alınmıştır.

BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): İstiklâl Mahkemesi, 1926’da Kâzım Paşa’ya da muamele yaptı, Paşa idamdan zor kurtuldu.

Posted in , , , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın