Şeyh Sâîd Kıyam’ında, TC tarafından dünyada ve tarihte eşine ender rastlanır bir şekilde terör estirildi; rejim, önüne gelen herkesi astı. Sırf Türkçe bilmediği için asılanlar oldu. Mahkeme hâkimleri kimi zaman karşılarına Türkçe bilmeyen insanlar getirildiğinde, “Türkçe bilmeyen birinden vatana millete zaten fayda gelmez” deyip idâm kararları veriyorlardı. Ne de olsa Kürdistan halkı “hem Müslüman, hem de Kürt” idi; yani iki büyük suçu (!) ve iki düşman kimliği beraber üzerinde taşıyordu. Kürt olup da Müslüman olmayan biri “Kürt olduğu için”, Türk olup da Müslüman olan biri “Müslüman olduğu için” (örneğin İskilipli Atıf Hoca) idâm edilir; ama “hem Müslüman, hem de Kürt” olan biri iki suçu birden işlemekte, “gerici ve bölücü” olarak adlandırılmakta ve ona idâm cezası bile az görülmekteydi.
İdâm cezası az geldiği için, “hem Müslüman, hem de Kürt” olan Şeyh Sâîd Hazretleri, idâm edilmekle kalmamış, bir de ölüsüne ve ruhuna eziyet etmek için, bu âlimin mübarek cesedi üzerinde ayrıca fuhuş sineması inşâ edilmişti. Şeyh Sâîd (ra) ‘in cesedi üzerinde inşâ edilen sinemada fuhuş filmleri gösteriliyordu.
Ermeni zındığı Agop Dilaçar’ın (1) Türkçesini hâlâ dahi öğrenemedik. Şeytan Beyaz Adam’ın “en iyi Kızılderili, ölü bir Kızılderili’dir” dedikleri gibi, bunlar da “en iyi Kürt, ölü bir Kürt’tür” dediler; ama nedense Kürtlerin ölülerini dahi rahat bırakmadılar.
Alıntı; Şeyh Sait İsyanı – İbrahim Sadiyâni, (İnternet, Ocak 2010 – Sf. 20) internet sayfasından birebir alınmıştır.
BAKKAL’IN NOTU (1) (2010); Agop Dilaçar, Türk dili üzerine uzmanlaşmış Türkiye Ermeni’si dilbilimcidir. Türk Dil Kurumu’nun ilk genel sekreteridir. Türkçe ile ilgili yaptığı çalışmalarından ötürü Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendisine “Dilaçar” soyadı verilmiştir. Robert Koleji mezunudur. “900. yıldönümü dolayısıyla Kutadgu Bilig incelemesi” adlı kitabı vardır.
Yorum bırakın