Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Yanlış analoji yoluyla mantık üretmeye verilebilecek trajik ve meşhur bir modern vaka, II. Dünya Savaşı için hazırlık yapan Fransız ordusuna aittir. I. Dünya Savaşı’nın dehşetli katliamlarının ardından, Fransa, kendisini bir başka Alman işgali olasılığına karşı koruma ihtiyacı hissediyordu. Sf. 532 Ne var ki I. Dünya Savaşı’nda yenilen Alman ordu subayları farklı bir stratejinin gerekli olduğunu…

  • Birtakım Birinci Dünya ülkeleri çöp dağlarından kurtulmak için, işlenmemiş çöpleri, toksik kimyasallar içeren atıkları kabul etmesi karşılığında Çin’e para ödüyor. Ayrıca Çin’in giderek genişleyen imalat ekonomisi ve endüstrileri, yeniden dönüştürülebilir ucuz ham madde kaynakları olarak kullanılabilecek çöpleri/hurdaları alıyor. Basit mallardan bir örnek vermek gerekirse Eylül 2002’de Zhejiang şehrinin gümrük ofisinde ABD’den gelen, hurda elektronik ekipmanlardan…

  • Bu kanlı sahnelerde çokça gerçeklik payı var: Vikingler gerçekte de Orta Çağ Avrupası’nı yüzyıllar boyunca terörize ettiler. Hatta kendi dillerinde (Eski Nors) Vikingler kelimesi “yağmacılar” anlamına geliyor. Sf. 234 Alıntı; Çöküş (Toplumlar Başarısızlığı ya da Başarıyı Nasıl Seçerler) – Jared Diamond, Çeviri; Barış Baysal,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Şubat 2019 – Sf. 234) kitabından birebir…

  • Jack Ward Thomas’ın savunması da buna benzerdi: “Ölü ağaçlarımızı toplamayı reddederek ve yerine Kanada’dan canlı ağaç ithal ederek keresteciliğin hem çevresel etkilerini hem de ekonomik faydalarını Kanada’ya ihraç etmiş oluyoruz.” Dick Hirschy ise alaycı bir tavırla şöyle diyordu: “Bir laf vardır, ‘Kerestecilik yaparak toprağı iğfal etmeyin.’ O yüzden biz de Kanada’yı iğfal ediyoruz.” Sf. 64…

  • Bir aşırı görüş, tarihçi Thomas Carlyle’ın görüşü: “Evrensel tarih, insanın bu dünyada neler başardığının tarihi, temelde dünyada başarılı olmuş büyük adamların tarihidir.” Tam ters uçta, Carlyle’nin tersine, siyasetin iç işleyişleri konusunda ilk elden deneyimleri olan Prusyalı devlet adamı Otto von Bismarck’ın görüşü yer alıyor: “Devlet adamının görevi tarihin koridorlarında yürüyen Tanrı’nın ayak seslerini duymak ve…

  • Cilalı Taş Çağında başlayan bu süreçler çağımıza kadar sürdü. Örneğin, bugünkü Ürdün’de eski Nebatilerin başkenti olan Petra yakınlarındaki son ormanlar Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen önce Hicaz demiryolu yapılırken Osmanlı Türkleri tarafından yok edildi. Sf. 520 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018…

  • Japonya’daki “Burun Mezarları” nda bugün hâlâ 16. yüzyılda Kore’de Japon işgali sırasında 20 bin Korelinin savaş ganimeti olarak kesilen ve Japonya’ya getirilen burunları bulunmaktadır. Kore’de Japonların sevilmemesi, Japonya’daysa Korelileri küçümsemenin yaygın olması hiç de şaşırtıcı değildir. Sf. 486 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1.…

  • Grip hastalığının Çin’de ortaya çıkmış olma olasılığı daha yüksektir çünkü (grip mikrobunu insanlara geçirmiş olan) domuzlar Çin’de çok erken bir tarihte evcilleştirilmiş ve çok önemli duruma gelmiştir. Sf. 394 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 394) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çoğu kez icat ihtiyacın anasıdır, ihtiyaç icadın değil. Buna iyi bir örnek yakın çağların en büyük mucidi Thomas Edison’un en özgün icadının tarihidir. Edison 1877’de ilk gramofonunu yaptığı zaman bir makale yayımladı, bu makalede icadının kullanılabileceği yerleri on madde halinde belirtti. Bunların arasında ölmekte olan kişilerin son sözlerini kaydetmek, görme özürlü kişilerin dinlemesi için kitapları…

  • Bizim yetiştirdiğimiz tohumlarla onların yabani ataları arasında çok açık bir fark da acılık farkıdır. Yabani tohumların çoğu hayvanlara yem olmamak için evrimleşerek acılaştı, tatları kötüleşti, hatta zehirli hale geldiler. Yani doğal seçilim tohumlar ve meyveler konusunda ters yönde işledi. Meyveleri lezzetli olan bitkiler hayvanlar aracılığıyla yayıldılar ama meyvenin içindeki tohumun tadının kötü olması gerekiyordu. Yoksa…

  • Yabani bitki türlerinin çoğunun tohumunun yeşerebilmek için önce bir hayvanın bağırsağından geçmesi şarttır. Sf. 130 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018 – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Vali Pizarro, Cajamarcalı yerlilerden bilgi almak istedi, bu yüzden de onlara işkence yaptırdı. Yerliler, Atahualpa’nın, Vali’yi Cajamarca’da beklediğini duyduklarını itiraf ettiler. Sf.73 “Ne yapalım diye aramızda uzun uzun konuştuk. Hepimiz çok korkuyorduk çünkü sayımız çok azdı ve onların topraklarının öylesine içlerine kadar sokulmuştuk ki bize takviye gönderilmesine olanak yoktu.” “Vali’nin kardeşi Hernando Pizarro orada bulunan…

  • Yeni Zelanda’nın 500 deniz mili doğusundaki Chatham Adaları’nda Moriori halkı yüzlerce yıllık bağımsızlığını 1835 yılı Aralık ayında akıl almaz bir vahşet sonucu yitirdi. O yılın 19 Kasım’ında silahlı, sopalı, baltalı 500 Maori’yi taşıyan bir gemi gelmiş, 5 Aralık’ta bunu 400 Maori taşıyan bir başka gemi izlemişti. Maoriler gruplar halinde Moriori yerleşim yerlerine geliyor, Moriorileri esir…

  • Bu noktada öğretmenim Dikran Tahta’ya geri dönmem gerek. Zira eğitimin geleceğinin temeli okullarda ve ilham verici öğretmenlerde olmalıdır. Ancak okullar zaman zaman ezbere dayalı öğrenmenin, denklemlerin ve sınavların çocukları bilimden soğutabildiği temel bir çerçeveden fazlasını sunamaz. Sf. 181  Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri; Mehmet Ata Arslan,  (Alfa Yayınları,  1. Baskı Ocak…

  • Yaratıcılık hakkında düşündüğümde aklıma hemen Einstein geliyor. Peki, Einstein’ın yaratıcı fikirleri nereden geliyordu? Belki de bu; sezgi, özgünlük ve parlak zekâ gibi niteliklerin bir karışımının sonucuydu. Einstein altta yatan yapıyı ortaya çıkarmak için yüzeyin ötesine bakma kabiliyetine sahipti. Sağduyu, yani şeylerin göründüğü gibi olması gerektiği fikri onu yıldırmazdı. Sf. 179 Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar…

  • Laplace’ın esasında söylediği şey, evrendeki tüm parçacıkların konumunu ve hızını tek bir anda bildiğimiz takdirde söz konusu parçacıkların geçmiş ya da gelecekteki başka bir anda hareketini hesaplayabileceğimizdir. Laplace ile Napolyon arasında geçen muhtemelen sonradan uydurma bir hikâye vardır: Buna göre Napolyon, Laplace’a Tanrı’nın bu sisteme nasıl uyduğunu sorar ve Laplace da buna “Efendim bu varsayıma…

  • Hiçbir zaman sınıf ortalamasının üstünde değildim -zira oldukça parlak öğrencilerin bulunduğu bir sınıftı-, ancak sınıf arkadaşlarım bana, muhtemelen bende iyiye işaret bir şeyler görmüş olacaklar ki, Einstein lakabını takmışlardı. 12 yaşındayken arkadaşlarımdan biri, hiçbir şey başaramayacağıma bir diğer arkadaşımla bir torba şekerine bahse girmişti. Sf. 29 Alıntı; Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar – Stephen Hawking, Çeviri;…

  • Saddam ise çakalları (1) ve tekniklerini biliyordu. 1960’larda CIA tarafından Kasım’a yapılacak suikastta yer almak üzere kiralanmıştı ve bizden, yani müttefikinden 1980’li yıllar boyunca çok şey öğrenmişti. Adamlarını özenle sakındı. Ona ikizi kadar benzeyen dublörleri vardı. Korumaları onun mu, yoksa benzerlerinden birinin mi güvenliğini sağladığını asla kesin olarak bilemiyordu. Çakallar başarısızlığa uğradı. Washington da bunun…

  • USAID elemanı sözüne devam etmeden önce suyundan bir yudum daha aldı. “O arada Müslüman Kardeşler tekrar oyuna dâhil olmuştu. Nasır’ın ateist komünistlerle olan ortaklığı ve İslami bir yönetim kurmayı reddetmesi kendilerini ihanete uğramış gibi hissetmelerine yol açıyordu. Gündemdeki her şeyin Kral Faruk’u devirmek üzere Hür Subaylar Topluluğu’na dâhil oldukları zaman yapılan anlaşmayla taban tabana zıt…

  • Dinin sömürünün temelini oluşturduğu bir dünyada umuda yer olabilir mi? O kadar çok insana din kavramına o kadar farklı şekillerde yaklaşması nasıl öğretilebilir? Hem Muhammed’in, hem de İsa’nın mesajları nasıl olur da savaşı haklı göstermek için kullanılabilir? Sf. 205, 206 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları 2 (Şirketokrasi ve Ondan Kurtulmanın Yolları) – John Perkins, Çeviri;…